Tepebaşı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı

Tepebaşı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı


Tepebaşı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı, Eskişehir Kaymakamlığı, tam da Tepebaşı Belediyesi ilçesi çatısı altında faaliyet gösteren bir kuruluştur.

Eskişehir, Odunpazarı ve Tepebaşı’nın en büyük ve merkezi ilçeler olduğu 14 ilçeye sahip bir şehirdir. Bu ilçelerde 15 Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı bulunmaktadır. Her biri kendi bölgelerindeki yerlilere ve göçmenlere yardım etmekten sorumludur.

Derneğin tam olarak ne yaptığını ve daha güçlü ve kapsayıcı bir toplum inşa etmeye nasıl yardımcı olduğunu bizimle paylaşan Tepebaşı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı yöneticisi Tolga ile röportaj yaptık.

Personelimiz (Gönüllüler ve Stajyerler) Vakıf yöneticisi ve sosyal hizmet uzmanı ile birlikte


İlk olarak Kısaca sizlere Derneğin geçmişini tanıtacağız.

Tepebaşı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı resmi olarak 20.12.2008 tarihinde kurulmuş olup yönetici Tolga Gülmez tarafından yürütülmektedir.

Eğitim, insanların yaşam tarzlarını iyileştirme, barınma, yemek, kıyafet sağlama gibi farklı alanlarda yardıma muhtaç kişilere yardım etmeyi, dayanışma, teknik ve psikolojik yardım sağlamayı amaçlayan bir yardım kuruluşudur.

Eskişehir, Türkiye’de çok sayıda göçmen ve mülteci ile bilindiği için, bu örgütün çalışma yollarından biri de topluma asimile olmalarına, bazı beceriler kazanmalarına yardımcı olmaya, evrak işlerinde veya daha ileri gitmelerine yardımcı olmaya çalışmalarıdır. Malların dağıtımını ve yardımını sağladıkları ana kaynaklar Eskişehir Valiliği, AB bütçe programları, Gıda Bankası topluluğu, Migros, Carefour gibi bağış aldıkları büyük şirketler ve markalardır.

Dernek yönetiminde gıda bankası, sosyal market, sosyal kütüphane, birçok farklı dil kursu ve aşçılık dersleri gibi teknik kurslar var.

Sosyal Pazar, kendi ihtiyaçlarını karşılayamayanlar için tüm temel ihtiyaçları ücretsiz olarak sağlayan bir alandır.

Gıda bankası ve Sosyal Market nedir?

Tolga G.: Sosyal pazarı yarattık, yani insanlar buraya geliyor ve yardım istiyor, bazıları yiyecek istiyor çünkü satın alacak kadar paraları yok. İlk olarak 6 yıl önce onlara yiyecek paketleri veriyorduk. Bizim için yeterli değildi. Bu yüzden bir pazar yaratmayı düşündük. İnsanlar buraya geldiğinde hemen onlara yardım ediyoruz. Ama yapı bu değil, tabi ki onlar hakkında bazı kurallara, kararlara ihtiyacımız var ve elbette bir yapı oluşturuyoruz ve sonrasında bunu kolaylaştırıyoruz. Ve insanlar bir şeye ihtiyaçları olduğunda beklemek için zaman harcamıyorlar. Buraya geldiklerinde, onlar için belirli bir miktar parayı, bir paketi, ihtiyaçları nasıl bulacağımızı araştırıp karar veriyoruz. Bu sosyal pazarda ilk amacımız ihtiyaçlarını rahatça karşılanması gereken insanlardır.


Bundan sonra sosyal pazar bir nevi Erasmus programı haline geldi, çünkü o programda Erasmus + programından bazı insanları aldık ve onlar bizim için bu alanda gönüllü olarak çalıştılar. Sosyal Market’te yiyecek paketlerimiz, temizlik malzemelerimiz, elbette kıyafetlerimiz var. Sonra Metro, Migros, Carrefour gibi büyük marketlerden bağış almaya başladık ve bu gıda bankacılığı programı oldu. Türk hukuk sisteminde bizim gibi bazı kuruluşlara bağış yapmak isterlerse bağış alabilirler, yasal olarak bağışı kabul edebilecek yasal bir kuruluşuz. Bir kişi ya da marka bize bağışta bulunursa, bu parayı da vergilerden keserler. Vergi sisteminde avantajlıdır. Ancak tüm kuruluşlar bunun dışında yapamaz.

Gıda bankası programı olduktan sonra Migros, Nike, Adidas gibi büyük markalarla bazı anlaşmalarımız var, bağışlar giderek artıyor. Şimdi sosyal pazarımız gerçekten büyük ve rahat değil. Tabii ki kısa sürede geliştireceğiz. Gençlik ve Spor Bakanlığı da diğer kuruluşların yanı sıra bize yardımcı oluyor.

Social Market bir nevi butik mağazası, bağış almaya devam ediyoruz, iki büyük mağazamız daha var, tüm bağışları oraya koyuyoruz ondan sonra arkadaşımız o mağazalara gidip bir şeyler giyim , yiyecekler seçip ve buraya getiriyor, insanlar buraya geldiğinde kendileri için uygun olanı seçerler ve alırlar.

Göçmenler

Eskişehir’de düzgün bir iş bulma, dil sorunları, evrak sorunları, geçersiz eğitim ve daha pek çok zorlukla karşılaşan çok sayıda göçmen var.

Tolga G.:

Bulgaristan, Kosova, Yunanistan’dan çok fazla insan var. Eskişehir bu yapı içinde bir nevi göçmen şehridir. 10 farklı kültürden insanlar bulabilirsiniz. Ben Tatarıyım. Dedem Rusya’ya geldi, sonra Bulgaristan’a daha sonra Türkiye’ye ama Eskişehir’de bu tür çok kültürlü yaşıyoruz. Eskişehir mutfağında pek çok yemek çeşidi bulabilirsiniz. Bu yapıda migrantlar için projeler oluşturmak istedik.

Göçmenler hakkında konuştuğumuzda onları ayırmamız gerekiyor. Örneğin Suriyelileri misafir kabul ediyoruz, ülkelerine döneceklerini düşünüyoruz ama Eskişehir’de burada koruma altında olan göçmenler var, İran’dan, Irak’tan, Afrika’dan asıl amaçları Türkiye’den sonra 3. ülkeye Avrupa, Amerika’ya, Kanada’ya gitmek. Bu kişiler Mülteciler .

En son onlar için mutfak, Türkler ve göçmenler için uluslararası mutfak (unhcr’den bağışlar) yaptık. Asıl amacımız birlikte yemek pişirmek, böylece birlikte yemek pişirip dersler alıyorlar, temel harcamaları için onlara bir miktar para destekliyoruz. Daha sonra birlikte yemek yaparlar, kültürlerini öğrenirler ve değiş tokuş ederler. Bu bir kurs ve ondan sonra bir iş bula bilirler. Göçmenler için en önemli sorun diplomaları, kolay iş bulamaması ve özellikle yasal kanunların kendilerini işveren olarak hazırlamaları çok zor. Bu tür kursları burada oluşturuyoruz ve onlar da burada vakit geçirebiliyor, yeni şeyler öğrenebiliyor, yemek pişirmeyi öğrenebiliyor, ayrıca kendileri ve çocukları için sosyal aktiviteler de oluşturuyoruz çünkü bu da başka bir sorun. Özellikle kadınlar için çocuklarıyla yalnız yaşayanlar, çocuklarına bakacak kimse bulamuyorlar. Bu yüzden çocukları için de bazı aktiviteler düzenlememiz gerekiyor. Bu tür faaliyetler Erasmus plus projesi oldu. Avrupa’dan ve ayrıca BM’den de fon aldık.

İş bulmak için insan kaynakları ajansı ile de çalışıyoruz. Bir kurs oluşturduğumuzda bize bir miktar para veriyorlar. Ulaşım ve benzeri şeyler için günde mesela 50 lira. Sosyal faaliyetlerden biraz para kazanıyor ve sertifika alıyorlar.

Bu Vakfın başarılı öykülerinden biri, Vakıf tarafından düzenlenen pişirme kursunu bitiren İranlı bir Genç hakkındadır. Daha sonra yerel bir pastanede iş buldu. Cheakpeas ile özel bir kurabiye yapma fikri vardı, fikrini fark etti ve bu kurabiye anında hit oldu. Bugün Eskişehir’in simgelerinden biri olan bu kurabiye, yerel pastanelerde ve hediyelik eşya dükkanlarında, özellikle Odunpazarı’nın eski kesiminde satılıyor.

Erasmus + (ESC-Avrupa Dayanışma Programı ve Erasmus + gençlik değişimi) bünyesinde kuruluş, Avrupa’dan gönüllüleri kabul ediyor ve vakfa katkıları karşılığında onlara konaklama, yiyecek ve harçlık sağlıyor. Projelerin temaları, eğitici, ekolojik, kültürel, gençlik konuları, suistimal edilebilir gelişim konuları gibi çeşitli konulardır …

Tolga G.: Son projemiz gıda bankasıydı. Depolarımız var, talepler aldık, ürün hazırlamamız gerekiyor, gönüllü organize sosyal market, kontrol listesi yapmaları, çocuklarla da çalışıyor, gıda bankası, gıda tasarrufu, enerji tasarrufu programı. 20-25’ten fazla okula gittiler, çalışmalarını anlattılar, yeşil enerji kaynak tasarrufu programını yaptılar, oyunlar oynadılar.

Vakıf, Avrupa’dan Gönüllülerin yanı sıra yerel öğrencileri ve gönüllüleri de kabul ediyor.

Tolga G.: Bir öğrenci staj için geldi ve onlarla bağlantımız var, bir öğrenci dersleri nedeniyle geliyor, hocaları buraya gönderiyor not aldıyorlar. Öğrendiklerinde bize yardım etmek isterler ve çoğu geri döner veya gönüllü olarak çalışır.

Bazen fikir üretiyorlar ve destekliyoruz, mesela müzeye hiç gitmemiş çocuklar için müze gezisi düzenliyoruz, krep yapıyor, el yapımı ürünler yapıyor, sanatsal-osmanlı tarzında hat atölyesi yapıyoruz.

Vakıf binasında ayrıca herkesin katılabileceği açık ve ücretsiz bir Sosyal Kütüphane bulunmaktadır:

Tolga G.: Sosyal kütüphane bir proje fikri. Bu bizim proje fikrimiz değil. Gençlik ve spor yönetimi bakanlıkları vardı ve bir tür program duyurdular ve biz o programa başvurmak istedik ve biz de böyle bir proje yarattık. Fikirleri bizim fikrimizden biraz farklıydı, ortadaydık. Bizim fikrimizi kabul ettiler ve bize parayı verdiler ama yeterli olmadı. BM’den yardım istedik. Onlar da bize burası için bir şeyler veriyorlar ve tamamen bu 2 bütçeyle bir mekan düzenliyoruz.

Sosyal Kütüphane


Kütüphanede toplam 4000 kitap var. Yabancılar için de farklı dillerden kitaplar koymaya çalışıyoruz. Bu insanlar eğitim, sosyal aktiviteler, yeni bir şeyler öğrenmek için yeterli kaynak bulamıyorlar. Buraya gelirler, öğrenebilirler, katılabilirler, okuyabilirler, atölyelere katılabilirler. Bazı yazarlar, önemli kişiler geliyor, insanlarla tanışıyor, tartışma ve konuşmalar yapıyor, ayrıca kadın savunucular, gençler, etkileyiciler geliyor.

Ayrıca 1-3. Seviyeden itibaren Türkçe kursları düzenlenmektedir. Yabancılar için özel malzemeleri var, İngilizce, Arapça ve Farsça konuşabiliyorlar

Bu organizasyon ve faaliyetleri hakkında daha fazla bilgi edinmek isterseniz, onları Sosyal Medyadan ve resmi web sitelerinden takip edebilirsiniz.

Ne yazık ki, pandemik durum nedeniyle organizasyon üç hafta önce projelerinde durdu. Ama umarım, yakında çalışmalarına devam edecek ve daha birçok başarılı hikaye yaratacaklar.

Avatar
admin