İstanbul-Dünyanın Merkezi

İstanbul-Dünyanın Merkezi

İstanbul dünyanın en popüler şehirlerinden biridir. Boğazın ikiye böldüğü iki kıtaya yayılan şehir, eski ile modernin bir arada olduğu harika bir kültür karışımı sunuyor. Şehir, Asya ile Avrupa’yı birbirine bağlayan ve birleştiren bir geçit, bir köprüdür. Dünyanın dört bir yanından turistler, büyük Osmanlı mimarisini, anıtlarını, saraylarını ve camilerini görmek için bu şehre geliyor.

16 milyonu aşan nüfusu ile Türkiye’nin en büyük şehri olmasına rağmen eskisi gibi başkent değildir.

Kısa tarihi

İstanbul şehri 3000 yılı aşkın bir süredir insanların yerleşim yeri olmuştur. İlk önce Lygos adıyla biliniyordu. MÖ 7. yy’da Byzantion adıyla bir Yunan kolonisi olmuştur. Bundan sonra Roma İmparatorluğu tarafından fethedildi ve Konstantinopolis olarak yeniden adlandırıldı. Konstantinopolis, yıkıldığı 1453’te Osmanlı Türklerinin başkenti oluncaya kadar Bizans İmparatorluğu’nun başkentiydi.

1923 Lozan Antlaşması, başkentini Ankara’ya taşıyan Türkiye Cumhuriyeti’ni resmen kurdu. Uzun süre gayri resmi olarak İstanbul ismiyle bilinen Eski Konstantinopolis, 1930’da resmi olarak bu adı aldı.

İstanbul’da ne görülmeli?

İstanbul’da 39 ilçe var ve her biri mahallelerden oluşuyor. İstanbul’a ilk kez geliyorsanız, listenizde mutlaka bulunması gereken birkaç bölüm var: 57 mahalleden (Sultanahmet, Eminönü) oluşan İstanbul’un en büyük ve en muhafazakar semti olan Taksim, Beşiktaş, Ortaköy, Kadıköy, Karaköy ve Fatih semtleri.

Fatih

Fatih ilçesi en büyüğüdür ve İstanbul’un başkenti diyebiliriz. Türkiye’nin Avrupa yakasındadır, Galata köprüsü ile Avrupa yakasının diğer kısmına bağlıdır.

İstanbul’u ziyarete gelen herkes için bu kaçınılmaz bir durak. İlki denizin ve ünlü Mısır çarşısının hemen yanında. Adından da anlaşılacağı gibi bir sürü baharat, çay çeşitleri, kahve çeşitleri, kuru bitkiler vs. bulabilirsiniz. Mısır Çarşısı büyük bir salonda yer alır ama o çarşının dışında edebi her şeyi satan başka bir çarşı var: giysiler, kuruyemişler, lokum, kahve, tütün, çarşaf, ev eşyaları vs. ama yer çok kalabalık, oralarda yürümek zor.

Ancak yaklaşık 20 dakika kadar yukarı devam ederseniz, Sultanahmet Camii, Ayasofya, Topkapı Sarayı (Türk Sultanlarının ikametgahı), eski hamamlar, eski yeraltı sarnıçları, Kapalı Çarşı’nın bulunduğu bir yer olan Sultanahmet‘e ulaşacaksınız. Süleymaniye Camii, büyük imparator Kanuni Sultan Süleyman’ın mimarı Mimar Sinan tarafından yapılan 16. yüzyıldan kalma büyük bir cami. Burası genellikle çok kalabalık, yerel halk ve turistlerle dolu.

Karaköy

Karaköy, antik Galata’nın modern adıdır. Beyoğlu ilçesine bağlıdır. Bu semt, mağazalar, yiyecekler ve kafelerle dolu bir cadde olan İstiklal caddesi ile ünlüdür. Genellikle insanlarla doludur.

İstiklal caddesinin yanında barlar, publar, kafeler ile birçok ara sokak vardır. İnsanların daha çok dinlenmek için gittiği hareketli bir bölgedir. Burada görülmesi gereken önemli şeylerden biri de 14. yüzyılda yapılmış bir gözetleme kulesi olan Galata kulesidir.

Beşiktaş

Beşiktaş, Karaköy’e yakın bir mahalle.

Genç havası ve gençlerin dışarı çıktığı kısmı ile ünlüdür. Tek bir yerde kahveler ve barlarla dolu bir bölüm var. Genç yerlilerin takıldığı yer.

En etkileyici turistik yanı ise Boğaz’ın hemen yanında padişahların yazlık sarayı olan Dolmabahçe Sarayı’dır. Saray, biri padişahın ana sarayı, diğeri ise padişahın eşi ve annesinin kaldığı harem olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır.

Ortaköy

Beşiktaş’tan biraz daha ileri giderseniz, Boğaziçi köprüsünün muhteşem manzarası ve yemek olarak kumpiriyle ünlü bir yer olan Ortaköy‘e ulaşacaksınız.

Kumpir, et, sebze, peynir, sos gibi şeylerle doldurulmuş fırınlanmış bir patatestir. Orada kumpir satan birçok yer bulabilir ve içine istediğiniz kadar dolgu ve malzeme ekleyebilirsiniz. Orada da sahilde yer alan Ortaköy camii var.

Kadıköy

Kadıköy, Anadolu yakasında, ister tekne ister metro ile ulaşabileceğiniz bir ilçedir.

Kadıköy şehrin alternatif bir parçası, genç, yenilikçi kültür ile tipik Türk pazarlarının, özellikle balık pazarlarının ve yiyeceklerin bir karışımı. Mekanın özel bir havası var, Asya ruhu var ve Avrupa yakasından çok gerçek bir Türkiye hissi veriyor. Turist yoğunluğu daha az ve Avrupa yakasına göre daha ucuz.

Gezmenin en kolay yolu, 10 lira olan İstanbul kartı satın almak ve ardından karta para yüklemek. Genellikle tek yön 3/4 lira civarındadır ve bazen daha fazla ödediyseniz son duraktan çıkış yapmıyorsanız para iadesi alabilirsiniz.

İstanbul’da yemek için en iyi şey Türk kahvaltısıdır, temelde menemen (örneğin sebzeli), farklı peynir türleri, taze sebzeler, zeytinler, ekmekler, sigara böreği, patates kızartması, reçel, tereyağı, bal ve kaymak gibi yiyeceklerle dolu bir sofradır.

Türk kahvaltısı genellikle biraz sonra yenir, bir nevi brunch. Genellikle akşam yemeğine kadar sizi tok tutar, bu nedenle öğle yemeği atlanır. Kokoreç (ekmeğin içinde baharatlı hayvan bağırsağı), pide, kebap, çöp şiş, döner, dürüm, balıklı sandviç vs. deneyebilirsiniz.

Birçok yerde size klasik Türk Osmanlı tarzında giyinip fotoğrafınızı çekme fırsatı sunuyorlar. En popüler fotoğraflar genellikle çatıda çekilir.

İstanbul gerçekten de seyahat için iyi bir seçim. Hava durumu, bütçeye uygun bir sırt çantalı gezgin veya sadece zevk ve kraliyet hayatını deneyimlemek, hiç farketmez. Bu uçsuz bucaksız şehirde herkes kendinden bir şeyler bulabilir.

Sevde K.
Sevde K.